Pilot olmak… -2- / To become a pilot… -2-

              Hakîden maviye..

Askeri lise dördüncü sınıfta Hava Harp Okuluna girmek için girdiğim sağlık muayenesinden elenmiştim. Aslında çok ta birşey değişmedi benim için. Çünkü o zamanlar askeri liselerde tamamen kara kuvvetlerine yönelik eğitim vardı. Yani kimse havacı olmak için girmiyordu aslında askeri liseye.. O zamanlar hava lisesi yoktu. Sadece askeri lise ve deniz lisesi şeklinde ayrılıyordu. Evet, benim için birşey değişmedi, elenince. Kendimi Kara Harp Okulu’nun koşullarına hazırlamıştım bile. Bu boyla beni kesin komando yaparlardı. E zaten dört sene boyunca askeri lisede hep ne gördük ki? Vatan için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdım zaten. Ne olduğumun bir önemi yoktu. Ama yine de bir kez daha şansımı deneyip sağlık muayenesine itiraz etmem gerekiyordu. Havacı olmak ta pek bir havalıydı. Olanlardan ne eksiğim vardı ki. Aslında, Hava Harp Okulu’nun her yönden çok ağır olduğundan bahsediliyordu ama zor olan hep ilgimi çekti ömrüm boyunca. İtiraz muayeneleri sonucunda çok saçma bir nedenle elendiğimi iki hastaneden aldığım sağlam, uçuşa elverişlidir raporundan sonra görmüş oldum ve hayatım o gün değişti aslında. Ya da ben öyle zannediyordum. Çünkü sağlık muayenesiyle bitmiyordu olay. Psikomotor testleri, öğrenci seçme uçuşu (ÖSU), Hava Harp Okulu intibak kampı… Bunlar belki de sağlık muayesini geçmekten çok daha zorluydu.

Hava Harp Okuluna ilk kez psikomotor testleri için gitmiştim. Testler benim için birkaç anket, bir kaç sayı ezberleme, bir kaç bilgisayar oyunundan başka birşey değildi, ancak akademik anlamının ne olduğunu çok sonraları araştırdığımda anlayacaktım. Psikomotor testlerini de geçmiştim. Her geçen gün kendime güvenim artıyordu. Günden güne rengim hakiden maviye dönüyordu. Dört sene süren askeri lise hayatım havacı olmak hayaliyle geçmese de, havacı olmaya çok yakın olduğum bir pozisyonda sona eriyordu.

ÖSU için tarih belirlenmişti. Mezuniyet sonrası tatilin tadını çıkardığım zamanın tam da ortasına denk geliyordu. Ama 10 yıllık tatil bile ÖSU’nun yerini tutamazdı. Askeri liseden mezun olmuş birisi için çok zor gelmemeliydi, orada göreceğim yoğun askeri eğitim ve uçuşa yönelik faaliyetler. Ama çok zor geldi. Seneler sonra anlayacağım bir gerçek vardı, bir pilot böyle yetiştirilmeliydi. Çok zor şartlarda herşeyin üstesinden gelebilmeliydi. ÖSU da bir yandan zorlu bir askeri eğitim devam ederken, hayatımın bundan sonrasında çok kez içinde bulunacağım o sonsuz gökyüzü ile ilk kez buluştuğum uçuş eğitimleri de başlamıştı. Uçuş eğitimleri bütün dünyada olduğu gibi iki bölümden oluşuyordu. Akademik eğitim, yani yer dersleri ve uçuşlar. T-41’in Dokümanları Bach’ın ”Martı Jonathan Livingston” ı kadar az, Barnes’in ”Nightwood” u kadar zordu, o günkü ben için. Neyseki bu zorlu safhayı da atlattım ve o küçük havuza atılmayı başardım. Artık önümde sadece bir engel vardı. Hava Harp Okulu intibak kampı. Her askeri okulda olduğu gibi Hava Harp Okulu’nda da öğrencilerinde bulunmasını istediği birçok özellik vardır. Bunları 1 aylık kısa bir sürede adaylardan talep eder ve karşılığını gördüğü aday artık bir Hava Harbiyelidir. Evet okul açılmadan bir ay önce, yani Ağustos ayının o kızgın sıcağında Yeşilköy’e doğru acısıyla tatlısıyla ömrümün 4 yılını geçireceğim o şanlı yuvaya doğru yürümeye başlamıştım. ÖSU kampı aslında bir ön gösterimdi. Bir Galaydı benim için. Asıl film şimdi başlıyordu. Neyseki intibak kampını da sorunsuz bir şekilde atlattım. Anladım ki bundan sonra bütün maviler benimdi.. Hava Harbiyeli E®DEM [eč(hø)tel]…


“From Army Green to Sky Blue…”

At my last year of military school, I was eliminated from medical tests during the application process of “Turkish Air Force Academy”. Indeed nothing changed for me. Because, on those days, the education system in military schools was tending to ground forces more. Nobody was applying military schools with the intention of being an aviator. There was not such kind of a school specialized into military aviation. There were only two of them: Military School (in general) and Military Navigation. That is why nothing changed for me. I had already prepared myself for Turkish Military Academy. I was even sure that I was going to be chosen as a commando because of that height I have. What did I see during all four years anyway? Even without a shadow of a doubt, I was absolutely ready for anything on the road to motherland. It was not important who I was underneath. But still I had a feeling that I should have been objected medical tests and tried one more time. Namely, being an aviator was really cool. To me, I had no deficiency for this. In fact, everybody was talking about how hard the Air force Academy was. However I was always interested in hard ones. After my objection to the medical test, I learned that I had been eliminated because of two nonsense reasons. Then I took the ‘report of qualify for aviation’ from two national hospitals at the same time. But it was not end of the process. After that, I was subjected some psychomotor tests, Cadet Selection Flights (CSF), Air force Academy orientation Camps and etc…They were all harder than to pass the medical tests.

First, I went to Air force Academy for going on those psychomotor tests. At the beginning, those tests looked to me like a few questionnaires, some simple computer games and memorizing numbers. But then I understood the all-academic meanings of these tests and how much important they were.

Then I learned that I also passed the psychomotor tests. My self-confidence was building up and my color, green, was slightly turning into blue day by day. Although my dream was not being an aviator during whole my military high school years, it was ending with a closed pack position of aviation.

Finally, it was the time for Cadet Selection Flights (CSF). It came up right in the middle of my holiday. But who cares? Ten-year holiday could not even keep CSF’s place. At first blush, it was not supposed to be hard for military school alumni. But I got wrong. It was hard! Years after years there was a reality that I would understand… To educate a pilot should have been that hard. A pilot has to come over all those difficulties. While I was going on my aviation education during CSF, I met with the infinite sky -which would always be in my life- for the first time, and I started flight trainings.

All around the world, aviation courses separate into two terms: Academic-Ground Lectures and Flight Trainings. On those days, the lecture notes of T-41 were as easy as Bach’s ‘Jonathan Livingston Seagull’ and as hard as Barnes’ ‘Nightwood’. I am happy that I also got over this stage and I succeed to jump in that little pool. Now only one obstacle left in front me: Air force Academy Orientation Camp. Air force Academy claims some specifications from it’s students in one month. That a student who could achieve to fit those specifications means that s/he was already an air-cadet

Yes, under the August sun, a month ago right before the academy would start, I was walking toward glorious nest that I would spend my four fully years. Actually, CSF camp was just a preview. It was like a premier for me. Now it was the time to watch the whole movie.

Right there, I understood that all the blues were mine ever after!

Reklamlar

One comment

  1. Hüseyin Can Akyüz · Haziran 4, 2015

    İkı yazınızda çok güzel olmuş özellikle benim gibi şuan hava harp okulunun mülakatlarına çağırılmayı bekleyenleri daha çok heveslendirecek yazılar daha çok yazmanızı tavsiye ederim 🙂

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s